Farkında OlmadIĞINIZIN farkında mısınız ?

Sizce farkındalık nedir ? Farkındalık sadece fark etmek midir ? Yoksa bilinçli olmak, empati kurabilmek, kabullenebilmek ya da geniş açıdan olayları, kişileri değerlendirebilmek midir ?

Bunların hepsidir aslında.

Farkındalık, bir canlının etrafında gelişen olayları algılama, bilinçli hale gelme, objectif olarak değerlendirebilme ve farklı bakış açılarından da görebilme, duyumsama yeteneğidir. Bütünsel bir kavramdır farkındalık. Genelde su dolu bardak örneğini sunarlar, farkındalığı anlatmak için. İçinizden bu örneğin tanıdık geldiği fikrine sahip olanlarınızın bir hayli fazla olduğunu düşünüyorum ki bu örnek farkındalığı en güzel anlatan örneklerden biridir. Örneğin, önünde yarım su dolu bardak olduğunun düşünülmesini istesem, her kişi farklı cevap verecektir eminim. Bazıları bardağın boş olduğunu söylerken, bazıları dolu, bazıları ise yarısının dolu yarısının ise boş olduğunu söyleyecektir dolayısıyla, buda gösteriyor ki, hangi açıdan bakarsak o açıdan görürürüz, algılarız, değerlendiririz olayları, durumları veya kişileri.

Peki buradaki cevaplardan en iyi bakış açısına sahip cevap hangisi sizce ? 

Çoğu kişinin, bardağın yarısının dolu yarısının boş olduğu cevabı dediğini duyuyor gibiyim

Bu sorunun doğru cevabı yok, neden mi ? çünkü bakış açısı, hiçbir zaman tek bir doğruya tekamül etmez. Hepsi doğrudur, çünkü hepsi bir bakış açısıdır, o yüzden, buradaki değerlendirme kişiye göre değişir fakat şunu unutmayın, farkındalık ise, bütünsel algılayabilmek, görebilmek, hissedebilmektir ! 

Bakış açısı, her olaya, duruma, kişiye göre değişir, bunun tam tersine farkındalık ise her açıdan bakabilmektir. Farkındalık, bilinçli zihin geliştirildikçe artar ve bilinçli hale gelir.

Farkındalık, bir durumu, olayı veya kişiyi hatta kendimizi bile olduğu gibi kabullenmek ve özgürleştirmektir aslında. Bizler, çoğu zaman duygularımızın esiri oluyoruz işte bunun en büyük sebebi duygularımızı serbest bırakamamamızdan kaynaklanır o yüzden yapabileceğimiz en iyi şey onları özgürleştirmektir, tıpkı kafesteki kuşu gökyüzüne salmak gibi. Kafesteki kuş ile gökyüzündeki kuşun farkındalıkları ayın olur mu sizce ? Asla. Zihnimiz ancak duygularımızı özgürleştirdiğimiz zaman farkındalığa erişmeye başlar ve ilahi düzene ayak uydurur. Çünkü zihnimizin veya bilinçaltımızın işleyiş prensibi böyledir. Kişileri, olayları da kabullenemememizin altında yatan sebep işte bu duygular olan direncimizde yatar.

Peki, nasıl özgürleşeceğiz duygularımızla ?

  1. tüm duyguların, her insanda var olduğunu dolayısıyla bizde de olduğunu kabullenmekle başlayabiliriz.
  2. Olumsuz kelimelere odaklanmak yerine, çözüm odaklı olup, olumlu imgelere odaklanmak da yarar sağlar, çünkü bilinçaltımız hiçbir olumsuz duyguyu algılayamaz, işleyişi gereği ve her olumsuz imgede, önce olumsuzu yapmaya, oldurmaya çalışır ve korkulan veya istenilmeyen korkulara yolculağa çıkarır sizleri;

Örneğin: “ Bir daha asla düşüncesiz olmayacağım” yerine, “Ben nasıl düşünceli bir insan olabilirim” cümlesi gibi cümleler veya düşünceler, sizin duygularla özgürleşmenizi sağlar ve mucizenin kapılarını size açar.

Peki yalnızca, Duygusal özgürleşme yeterli mi farkındalık için ? Tabi ki hayır.

Farkındalık için, bilinçli zihni güçlendirmek de gerekir. Nasıl ?

-Bol Bol kitap okuyarak, bilgi dağarcığı artırılarak

-Yaşanılan deneyimlerden dersler çıkararak,

-Yapılan hataların, insan olunduğu hatırlanarak kabul edilmesi ile,

-Kendi içselliğimiz ile barışık olmak

..vb birçok yol vardır.

Sonuç olarak, “Farkında olmak farklılığı fark etmekte yatar.” Öncelikle kendinizi olmakla birlikte evrendeki her şeyin güzelliğini, sebebini fark etmeniz ve mutlu, sağlıklı yaşamanız dileğiyle.