Evlilik Üzerine Merak Edilenler

Nefes almaya başladığımız  günden itibaren bir ailenin içinde, anne  babamızı  rol  model alarak büyümeye  başlıyoruz. Büyürken anne babanın dışında aile büyükleri ,sosyal çevremiz ve arkadaşlarımız ile bir bütün oluşturuyoruz. Karakterimizde bu sırada gelişiyor.  Büyüyüp olgunlaştıkça hayatımıza bazı şeyleri ilave ediyoruz. Bazı şeyleri çıkarıyoruz. 

18 Yaşına geldiğimizde artık bir yetişkin olarak hayattan ne beklediğimizi anlamaya başlıyor ve ileriye dönük hedefler koyuyoruz. İşte bu hedeflerden biride sevdiğimiz, aşık olduğumuz bir partnerle, yeni-  bir hayat kurup sağlıklı bir evlilik yaşamak oluyor.

Karı-koca ilişkisi insan yaşamındaki en önemli ilişkidir. Çağımız, gelenek ve göreneklerle modern görüşlerin harmanlandığı bir çağdır.  Bazen gelenek ve göreneklere göre yapılan evliliklerin doğru olup olmadığı ile ilgili tartışmalar yapılmaktadır.     

Evlilik deyince eşlerin yanı sıra  onların anne ve babaları ve yakınlarının da  dahil olduğu bir kurumdan bahsetmek gerekir.

Toplum olarak büyük değişimlere uğrarken, evlilik kurumu ile ilgili bilgiler kafa karışıklığı  oluşturmaktadır. Bundan dolayı da evliliklerde boşanmalar artmıştır.  Boşanmalar  artmasına rağmen boşananların tekrar evlenmeyi tercih etmesi gösteriyor ki ; Evliliğin kötü bir kurum olmadığı sadece  partner seçmede yanlış kararlar verildiği gözlemlenmektedir.

Evlilik yoluna girdiğinde yanlış kararlar vermemek ,boşanmaya sebep olmamak için kadının ve erkeğin  düşünmesi gereken bir takım hususlar vardır. Evlilik kararı verecek kişi, bu yeni kuracakları yuvadan neler beklediğini ve mutlu olması için karşısındaki eş adayında ne aradığını iyice tahlil etmesi gerekir. Aynı şekilde karşısındaki eş adayının da kendisinden neler beklediğini ve bu beklentileri karşılayabilecek miyim diye düşünerek, kendisine sorması gerekir. Birbirlerine beklentilerini anlatmaları AÇIK olmaları en önemli sorun çözücüdür.

İlişki sırasında BEN olgusu,  BİZ olgusuna dönüşebilirse temeller sağlam atılır. Çünkü evli ve mutlu insanlar kendilerini tamamlanmış görürler.  Severek , arkadaşca ,hissederek birlikte bir şeyleri  paylaşmak ilişkiyi pekiştirir. Eğer evliliğin temeli sağlam atılmışsa potansiyel olumsuzluklara rağmen bu yuva sevgi dolu devam edebilir.

Sevgi, saygı, huzur ve şükür duyguları  çiftler tarafından yaşatılan değerler ise ; bu evlilik gerçek bir yuvadır .  Mutlu evliler, daha sağlıklı ve daha uzun yaşarlar. Yaşamlarının bir anlamı vardır ve her konuda doyuma ulaşırlar. Refah seviyeleri bile evlenmeyenlere göre daha iyidir.

Evlilik, topluma yön kazandıran bir kurumdur. Sadece yasal bir birliktelik değildir. Bir biyolojik temeli de vardır. Çiftlerin birbirlerine karşı cinsel çekimleri de önem kazanır. O nedenle cinselliğin olmadığı evlilikler asla sağlıklı olamaz.

Mantık ve duyguların bir  bütün içinde düşünülmesi gerekir . Matematik hesabı yapar gibi başlayan bir evlilik, keyif vermeyip  duygulara hitap etmedikçe ,sadece ticari alışveriş  ve ortaklıktan öteye geçemez. Aynı şekilde sadece aşık olup, mantığını kullanmamak , aklı dışarıda bırakmak zamanla karşılarına çıkan çözümsüz olaylarla duygularını kaybedip, hüsrana uğramalarına sebep olur.

EVLİLİK:  KADIN VE ERKEĞİN KURDUĞU BİYOLOJİK,SOSYOLOJİK,VE PSİKOLOJİK DENGELERİN OLDUĞU BİRLİKTELİKTİR.